Felatun Bey İle Rakım Efendi

Ahmet Mithat Efendi 1912 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Mısır Çarşısında bir aktarın yanında çalışmaya gönderir bir karşılık beklemeden orada çalışır. Fransızcayı ve modern tıbbı bilgilerini Mısır Çarşısındaki esnaf kimselerden öğrenmiştir. Kendisi Çok haylaz bir çocukluk geçirmiştir. Daha sonralarda babasının vefatı üzerine üvey abisinin yanına taşınırlar. Kendisinin Rusçuk’ta yaptığı memuriyet sırasında Farsça, Arapça ve Fransızcayı ilerletmesinin ardında Mithat Paşa tarafından takdir edilmiş ve Mithat ismini oradan almıştır. Bir zaman sonra tercümanlık işi nedeniyle gittiği Sofya’da ailesinin isteği üzerine görücü usulüyle evlenir. Rusçuk’ta Teşkilat Kanunu’nun gereği Tuna Gazetesi’nde çalışmaya başlar ve bir süre sonra başyazar olur. Sonralarda ise Bağdat’a gitmek isteyen Ahmet Mithat, Mithat Paşadan izin ister. Mithat Paşa matbaa kurması şartıyla izin verir. Abisinin ölümü üzerine İstanbul’a döner ve ailesinin geçimini üstlenir. Matbaa işlerine de devam eder. Önce kendi evinde matbaahane kurar. Daha sonralarda Eminönü’nde bir dükkân kiralayarak orada kitaplarını basmaya devam eder.

Ahmet Mithat Tanzimat Dönemi’ndeki Batılılaşma ve alafrangalık tartışmaları çerçevesinde bu romanı yazmıştır. Kendisinin 3 padişah dönemini de görmesi olayları daha net kavramasını sağlamıştır. Romanda Ahmet Mithat alafrangalık ve alaturkalık arasında birazcık araftadır iki karakter arasında da eleştirisel ve destekleyici yönünü vurgulamıştır.

Kitapta alafrangalığa temsilci olarak gösterilen Felatun Bey Beyoğlu’nda oturuyordu. Babasının alafrangalığa merakı nedeniyle aslen Üsküdar’da oturan Mehmet Meraki Üsküdar’daki evlerini satarak Beyoğlu’na yeni bir ev yaptırmıştı. Mehmet Meraki’nin iki çocuğu vardır birisi Felatun Bey bir diğeri de Mihriban Hanım’dı. Anneleri Mihriban’ın doğumu sonrası ölmüştü. Alafrangalığa özendiği için ev yaptırmış dadı almış ve kendilerine hizmetçi aldırmış gayet rahat ve muntazam bir hayat sürüyorlardı.

 Felatun Bey babasının merakı neticesinde Fransızca eğitimi ve rüştiye eğitimini tamamlamıştı. Büyümek kalemlerin yanında memuriyetliğe başlamıştı. Ancak öyle işine sadık gayretli biri değildi. Nasıl olsa babasından aylık yirmi bin kuruşluk geliri vardı. Çalışsa ya da çalışmasa bile gelecek olandan şüphe etmediğinden bazı günler işe bile gitmezdi. Mutlaka bir sebebi de olurdu. Alafrangalık gereği olan bu davranışlar bazen kişilerle çok nazik konuşmaya sevk eder, yanındaki uşağı şaşırtırdı. Ancak geri döndüğünde hidayeti dostluk olmadığını gösterirdi.

Alafrangalık eğitimi alan çocuklar ve sebep olan baba birlikte oturup sohbete başladığında kızın kıyafeti veya herhangi bir şeyi beğenilmezse kızın çok ağlayacağı bilindiği için kızın kıyafeti beğenilmek mecburiyetindeydi. Herhangi bir hususta erkeğin fikri benimsenmesi Felatun Bey mutlaka karşısındakini cahil konumuna getirebiliyordu. Mehmet Meraki ise bu iki çocuğu üzmemek için ikisini dediğini de her zaman onaylıyordu.

Alaturkalık örneği olarak görülmeye çalışılan Rakım Efendi’nin babası ise kendisi bir yaşındayken vefat etmişti. Evlerinde bir annesi bir Arap cariyesi kalmıştı. Babasının ölmesiyle annesi cariyesine tek amaçlarının çocuğu büyütmek olduğunu söylemişti. Rakım Efendi çok çalışkan bir kişiliğe sahipti. Babasının ve annesinin vefatı üzerine çalışmaya devam eden Rakım kazandığı paraları annesinin cariyesine veriyordu. O da evin işlerini yürüttükten sonra bir miktarını Rakım Efendi için saklıyordu.

Rakım’ın eğitimi ise önceliği medreseye gider oradan çıktıktan sonra kaleme gider Fransızca dersi alırdı. O eğitimler sonrasında Ermeni bir kişinin yanında Türkçe öğretmek şartıyla Fransızca kitapları inceleme fırsatı bulmuştu. Rakım Efendi ve Felatun Bey arasındaki eğitime ulaşma çabasını bile çok net şekilde anlatan Ahmet Mithat alafrangalık ayrıcalığını bu şekilde de göstermiştir.

Rakım Efendi bir gün çevirmenlik işini yapmıştı. İşi biraz geç yapmış olsa bile kazandığı parayı bir bütün olarak eline aldığında bir sevinç ile dadıya teslim etmişti. Olayın bu şekilde olması kalemlikten aldığı paranın az gelmesi sebebiyle bu çevirmenlik yaparak Frenk arkadaşları sebebiyle kalem işini bırakmıştı. Frenk arkadaşlar ile yaptığı dostluklar Rakım’ı alafrangalığı arzuluyordu.

Rakım Efendi bir gün yol üzerinde yürürken bir kadının yanında çelimsiz bir kız görmüştü. Satılık olduğuna kanaat getirerek sordurup onu dadısının yanına yardımcı olarak almıştı. Rakım Efendi’nin memuriyeti bıraktığı için etrafta iş başvurularında bulunuyordu. Arkadaşlarının tavsiyeleri üzerine baktığı ve aradığı işleri reddetmiyordu. Bir gün bir kişinin evrak işlerini yapıyordu. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine İngiliz bir ailenin iki kızının eğitimini üstlenmişti. Zaten Rakım Efendi’nin alafrangalık hayranlığı onu daha da sevindirmişti.

Rakım efendi evine aldığı Canan (hizmetçi) sadece yardım amaçlı almamıştı, ona eğitim vermeye de başlamıştı. Kız aslen Çerkez olup Türkçe’yi çok net bilmiyordu. Rakım’ın bir diğer amacı cariyeleri ve İngiliz kızları kendi aralarında rekabete sürüklemesiydi. Canan ilk haftadan İngiliz kızlarını geçmeye başlamıştı.

Bu eserde de yine evin içeriğinden ve mimarisinden bahsedilmiş olup alaturkalık usulü işlenmiştir. Evin düzenine girmesinin sebebi Canan’ın piyano isteğiydi. Piyano hocası olarak gittiği bir davette bahsedilince Canan’ın bu isteği Esmer Madam tarafından kabul edilmiştir. Eğitim için iyi bir piyano alarak eve getirmişlerdi. Canan’ın bu denli eğitimine önem veren Rakım Efendi Canan’ı bir yardımcı olarak görmüyordu. Evin bir kızı olarak eğitimini üstlenmişti. 

 

Yazarın arafta kalışını şu şekilde açıklayabiliriz: Kitabın ilerideki bölümlerinde Rakım Efendi şan ve şöhret sahibi pek çok kişinin tanıdığı, alaturka olarak örnek gösterilen bir şahıs iken bazı olaylar neticesinde saman altından su yürüttüğünü yazar bize göstermiştir. Alafrangalık örneği olan Felatun Bey ise aslında babası neticesinde alafrangalık kimliğine bürünmüştür. Açgözlülüğü ve ailesinin kaybı neticesinde malvarlığının kaybına sebebiyet vermiştir. Kitabın başında örnek olarak gösterdiği kişiler sonunda okurları şaşırtmıştır. Bu şekilde bir geçiş yazarın batılılaşmayı tam olarak benimsemediğini göstermiştir. Yaşadığı dönem ile hikâyeyi bağdaştırdığımız zaman aslında dönemde geçiş olduğu için normal karşılamasını gösterebiliriz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turfanda mı yoksa Turfa mı?

İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü Kitap Özeti