Turfanda mı yoksa Turfa mı?

Kitabın yazıldığı dönem Osmanlı’nın dağılma dönemi ancak 2. Abdülhamid’in en zirve dönemine tekâmül ediyor. Mehmet Murat, yaşadığı dönem ile ilişkilendirildiği zaman İslam birliğinin sağlanmasına yönelik tarihin sürüklediği ve dönemin tartışmalarına katkı sağlayan bir kişilik ortaya koymuştur.

Mehmet Murat 1864 Dağıstan doğumludur. Ailevi olarak Şeyh Şamil gibi Kafkas kahramanlarında ilham almışlardır. 1873 yılında İstanbul’a göç etmiş ve Mithat Paşa ve Esat Paşa yakınlığından dolayı İlk görevi Babıali Hariciye’de görev yapmıştır. Mizancı Murat aslen Osmanlıcılığı savunur ancak İslami bir toplumu göz önünde bulundurmaya çalışır. Bu iki özelliği kitapta toplamaya ve önerilerde bulunmaya çalışmıştır. Devlet makamında çalışmasından dolayı devlette olan sıkıntıları ve memuriyetteki hataları içinden görmüştür Kitap ve gazetelerde bu konular üzerinden anlatım sağlamıştır.

Mizancı Murat kişiliği ve düşüncesi bakımından devletin resmî ideolojisinin Osmanlılık, kültürel görüşünün ise İttihad-i İslam (İslam birliğinin) olmasını savunmuştur. Kendisinin hariciyeci olması ve memuriyet görevinde bulunması fikirlerini netleştirmiştir. Savunduğu fikirler neticesinde bazen sürgüne uğramış olsa bile fikirlerini gazete ve romanla okurlarına ulaştırmayı başarmıştır. Mizancı Murat’ın bir ülkenin ilkokuldan başlayarak yapılması planlanan sosyal kalınma düşüncesi dönemin ilklerindendir. Jön Türklerinin tamamen Batı’yı ileri sürmesi ve örnek alması gibi fikirleri reddetmiştir.

“Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı” romanı aslen sorunları okura göstererek hatayı düzeltmeye çalışmıştır. Zamanın hatalarına dikkat çekmiştir. Mizancı Murat Bu yönüyle politik ve sosyal bir kitap ortaya çıkarmıştır. Bu yönüne de kitaptaki kişilere İstikbal adamı vurgusu yapılmıştır.

Kitapta bahsi geçen kişiler: Mansur Bey (Batı’da öğrenim görmüş ve İstanbul’a çalışmaya gelmiştir.), Zehra (Kültürlü, eğitimini tamamlamış, iffet sahibi örnek bir kişiliktir), Fatma, Şeyh Salih Efendi Ahmet Şunudi…

Kitabın Mansur Bey’in İstanbul’a vapur ile gelişiyle başlar. İstanbul’u hayatında görmemiş olan Mansur Bey İstanbul’un acemiliğiyle tanışır. Vapurda İstanbul’u seyreden Mansur Bey ne kadar izlese de İstanbul denizinde gelecek düşüncesiyle dalıp gitmiştir. Mansur Bey’in gönlündeki hüznü İstanbul’da gördüğü güzellikler ile değiştirmiştir. İstanbul’a hayranlıkla bakan Mansur Bey hayallerindeki İstanbul’a gelmiştir. Yaşayacağı olaylardan bihaber olan Mansur’un İstanbul’a hayranlığı baktıkça katlanarak artıyordu. Vapur seyahatinin ardından İstanbul’da tek yakını olan amcası Mehmet Efendi’ye rahatsızlık vermemek amacıyla otele yerleşme kararı almıştır. Otele geldiğindeki ilk endişesi hayatını not aldığı defterlerin kaybolması şüphesiydi. Otele gideceği zaman komisyoncunun para birimi olarak Frank kullanması Mansur’un hoşuna gitmemişti.

Mansur’un aile geçmişi Cezayir’e dayanıyordu. Kendi ailesine İbn-i Galibler deniyordu. İbni Galibler Araplaşmış Türk toplumudur. Cezayir’de Fransız işgali ardından İbn-i galiblerden kimi esir düşmüş boyun eğmiş kimi göç etmiş kimisi de çatışma esnasında şehit düşmüştür. Mansur Bey’in ailesinde ise amcalarından Mehmet Efendi İstanbul’a göç etmişti, bir diğer amcası Ahmet el-Nasır Fransız ile iş birliği yapmış, babası ve bir diğer amcası ise çatışma esnasında şehit düşmüşlerdi. Cezayir’de bulunan amcası Fransızlar ile yaptığı iş birliği neticesinde onlardan kişi başı para alıyordu. Yeğenlerini de bu sebepten öte yanından göndermek istemiyordu. Mansur’un annesi bunun farkındaydı ve Mansur’un eğitimi tamamlanmasını bekliyordu. Eğitim esnasında Zehra ve Mansur’un yaşadığı bir olay sonrasına Zehra eğitimine ara vermişti. Mansur bunun etkisinde çok kalmıştı İleri bölümlerde gireceğiz zaten. Mansur’un Türkçe öğrenmesine ise annesi sebep olmuştu. Mansur bu eğitimi ve annesinin anlatımı sebebiyle amcasının yanından ayrılmayı kafasına koymuştu ancak yaşının küçük olması sebebiyle gidemiyordu. Zehra’nın tartışmasından 3 ay geçmişti ki Mansur eğitim için Fransa’ya gitmişti. Fransa’da tıp eğitimi alan Mansur geri dönmemek şartıyla Cezayir’den ayrılmış olarak İstanbul’a gelmişti.

Mansur’un amcasını ziyareti sırasında kitapta amcasının evi her yönüyle tasvir edilmiştir. Bu şekilde tasvir edilme şeklinden de Osmanlı dönemini inceleme fırsatı bulunuyor. Bir devletin ev yapısı bile o devletin dikkat ve özenine önem arz ediyordu. Evde bulunan selamlık ve harem kısmının ayrı olması mahreme verilen değeri gösterir. Şeyh Efendinin evinde hiç resim olmaması ve sadece beş kıta ile Osmanlı haritasının oluşu neyi örnek aldıklarını, ayrıca Osmanlı’nın tam karşısında Afrika haritasının oluşu nereden geldiklerini tasvir ediyordu. Resimleri bile ince detay olması Osmanlı geleneklerine ayna tutuyor diyebiliriz.

 Zehra ve Mansur’a amca çocuklarının tavırları garip gelmişti. Zehra ne kadar yabancı bir memlekette büyümüş olsa bile Osmanlı olarak görülen ülkede bozulma olmasına şaşırmıştı. Mansur’un ve Zehra’nın bu denli dikkati yazarın da dikkatini çekmeye çalıştığı bir konu olarak görülmüştür. Mansur’un bizzat kendi çabasıyla girdiğini zannettiği memuriyeti amcasının ayarlamış olduğu mevzuda da devlet dairesindeki adam kayırmanın teşbihini yapmıştır. Zehra üzerinden olayları incelersek Zehra İstanbul’a amcasının yanına geldiği vakit yengesi ve amcasının kızıyla gezdiğinde gördüğü tavırlar ve usulsüzlükler üzerine konaktan çıkmama ve ilim tahsilin devam kararı almıştır. Her ne kadar kendini uzaklaştırsa dahi amcasının kızı Sabiha Hanım’ı korumaya çalışmıştır.

Hikâyenin bir başka kahramanları Mehmet Efendi ve kız kardeşi Fatma Hanım’dır. Mehmet Bey her ne kadar arka planda kalsa bile Fatma ile Mansur’un tanışması ve Zehra’nın kendisi ile aynı fikirleri paylaşmasına vesile olmuştur. Kitabın ileri kısımlarında Zehra, Fatma ile yakın bir arkadaşlık kurar ve Mansur ile Zehra’nın aralarının düzelmesine sebep olur.

Yazar Osmanlı’daki bozulmaların düzelmesi için Mansur’un fikirleriyle öneride bulunmuştur. Mansur devlet dairesineki eşitsiz olan dağıtımdan rahatsız olmuş ve hatta oradaki eşitsizliği söylediğinde terbiyesiz hükmüne düşmüştür. Memuriyeti bırakarak kendi özel muayenehanesine geri dönmüştür. Mansur’un bazı sahnelere nasıl bir düzenlemeye ihtiyacın olduğunu gösteren tartışmaları vardır. Mansur mevcut düzendeki sistemlerin düzelmesi için Şeyh Salih ve Raşit Efendi (Şeyh Salih’in ikinci karısı olan Müzeyyen Hanım’ın ağabeyi) ile yaptıkları tartışma esnasında belirtiyor ve asıl düzelmenin eğitim ile başlayacağını ileri sürmüştür. Bu hadise sonrasında Şeyh Salih Efendi, Hocasının oğlu olan Ahmet Şunudi’yi getirmiştir. Yazarın bu denli olayın üzerinde durması olayın önemini ispatlar niteliktedir. Asıl düzelmenin İslam Birliği ve eğitim seviyesiyle olacağını ileri sürmüştür. Ahmet Şunudi’nin öncesinde Mansur ile tartışmasından bir müddet sonra Mansur’a hak vererek geri dönmüştür. Mansur’un haklı davası Ahmet Şunudi’yi de etkilemiştir.

Bu ailenin yüceliğini herkes biliyor ve Şeyh Salih Efendi’nin yerinde gözü olan Raşit Efendi bazı kumpaslar çerçevesinde Sabiha’yı kendisine çekmiştir. İsmail Efendi’nin kaza ile kaybolması ise başka bir kumpas olarak anlatılmıştır.  Ailenin kısmi olarak çöküşü aile fertlerini üzmüş ve derinden etkilemiştir. Mansur ailesi olarak gördüğü amcasına sonuna kadar yardım etmiştir.

Zehra ve Mansur’un evliliği ise Fatma Hanım sayesinde gerçekleşmiştir. Mansur’un kaldığı ev Şeyh Salih’in evine yakın olması sebebiyle Mansur evinde yokken Zehra, Fatma’nın evini gezer. Gezerken Mansur’un günlük not aldığı defteri ortada unutması sebebiyle okuyan Zehra Mansur’un gerçek duygularını görmüştür. Amcasının kızının ileri atılması ile Zehra geri çekilir ve duygularını gizli tutar. Gizli duygulardan Fatma’nın haberi vardır.

Zehra duygularını gizlemeye çalışsa bile Mansur’un başına gelen bir kaza sonucu kendini ifşa etmiştir. Bu olaylar neticesinde düğün olmaksızın kutlama düzenleyerek evlendiler. Bu kısımdan sonra olan olaylar mektuplaşma olarak ele alınıyor. Mansur Bey ideallerine ulaşmak için gerek Mehmet Efendi’den gerek Ahmet Şunudi’den yardım almıştır. Mansur emelleri doğrultusunda giderken mektuplaşmalardan görüldüğü üzere bir savaş esnasında hayatını kaybetmiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü Kitap Özeti